ROBOTLAŞMIŞ İNSANLAR

Yazımıza ilk olarak robot ve insan kelimelerinin kökenlerini inceleyerek başlayalım. Çünkü günümüzde bu iki kelime iç içe geçmiş durumda ve yaşantımız bu şekilde devam etmektedir. O halde ilk olarak robot kelimesi daha sonrasında ise insan kelimesi nereden çıkmış kısa bir açıklama yapalım.

ROBOT

Robotlar, hareket edebilen, nesneleri tutabilen, bilgisayar kontrolü ile çalışabilen, daha az masraf ile daha fazla iş yapabilen vb. birçok özelliklere sahip olan makinalardır. Robot terimi Çek dilindeki “zorunlu olarak çalışan”, “çalışmaya mecbur” gibi anlamlara gelen robota kelimesinden türemiştir. Robot kelimesi ilk defa Çek romancısı ve oyun yazarı Karel Capek’in 1921’de sahnelenen “Rossum’un Evrensel Robotları” isimli oyununda kullanılmıştır. Oyun iki yıl sonra İngilizce’ye tercüme edilip, Londra’da sahnelendikten sonra robot kelimesi İngilizce’ye de girmiştir.

İNSAN

Ar insān إنسان [#Anskişi Ar ins إنس insanlık, tüm insanlar (Aram ˀināş/ˀanāşā אנשא a.a. İbrˀenūş אנוש a.a. Akad nişu halk, kavim )

Tarihte En Eski Kaynak

[ Dede Korkut Kitabı (1400 yılından önce) : Oğlanum, sen insansın, hayvanıla musahip olmagıl. ]

Önemli Not: Bu kaynak kayıtlara geçmiş ve bu kelimenin kullanıldığı yazılı ilk kaynaktır. Kullanımı daha öncesinde sözlü olarak veya günlük hayatta yaygın olabilir.

Kelime Kökeni

Arapça Ans kökünden gelen insān إنسان  “kişi” sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça insإنس  “insanlık, tüm insanlar” sözcüğünden türetilmiştir. (NOT: Bu sözcük Aramice/Süryanice aynı anlama gelen ˀināş veya ˀanāşā אנשא  sözcüğü ile eş kökenlidir. Aramice/Süryanice sözcük İbranice aynı anlama gelen ˀenūş אנוש  sözcüğü ile eş kökenlidir. İbranice sözcük Akatça nişu“halk, kavim” sözcüğü ile eş kökenlidir. )

Kelime Anlamı

  1. [isim] İki eli olan, iki ayak üzerinde dolaşan, sözle anlaşan, akıl ve düşünme yeteneği olan en gelişmiş canlı
    • “Yine yeşil yosunlu, insan ayağı değmemiş gibi yokuşlar var ağaçlı…” (Sait Faik Abasıyanık)
  2. Kişi, şahıs, âdemoğlu, âdem evladı
    • “O yaşta insan hiç düşünmeden sadece yaşamaya bakar.” (Haldun Taner)
  3. [sıfat] Huy ve ahlak yönünden üstün nitelikli (kimse)

 

Eğer yukarıda robot ve insan kelimelerinin ne manaya geldiklerini ve nereden türetildiklerini incelediyseniz ne kadar zıt iki kavram olduklarını görüyor olmalısınız. Robotlar yaptıkları iş bakımından insanlara benziyor olabilir ancak öyle değiller. Günümüz dünyasında teknoloji o kadar çabuk ilerliyor ki her geçen gün bir işin yerini bir teknoloji kapıyor yani robotlar. Robotlara karşı bir tutum içerisinde değilim, karşıt olduğum durum biz insanların robotlaşmış olması. Teknoloji gelişiyor, hayat kolaylaşıyor, dünya küçülüyor(iletişim açısından), her türlü imkan olanakları artıyor vs. insanların rahatlığı için her türlü olanak sağlanıyor. Peki bizler ne yapıyoruz? Bizler artık düşünmüyor, konuşmuyor, sevmiyor, hissetmiyor ve gerçek olanı aramıyoruz. Sanki programlanmış robotlar gibiyiz ve algoritmalarımız şu şekilde çalışıyor. 

Adım1: Sabah kalk kahvaltı yap işe,okula vb. yere git.

Adım2: Bütün gün çalış, para kazanma derdi ile kendini ye bitir.

Adım3: Aklında hep günü nasıl kurtarırım yarını nasıl kurtarırımın hesabını yap.

gibi bu şekilde adımlar uzar gider. Demem o ki hayat kolaylaştıkça bizler düşünmüyoruz. Kendimizi bir şeye programlamış ve o şekilde mutsuz, isteksiz bir hayat yaşıyoruz. Hangimiz yolda yürürken ağaca bakıp onu yaratanı düşünüyor? Hangimiz o ağaca hayat vereni düşünüyor? Bugün dünyada bir robot üretilse veya bir teknoloji geliştirilse insanoğlu çok şaşırıyor ve hayret ediyor o teknolojiye. Nasıl oldu bu acaba, nasıl böyle şeyler yapılabiliyor diye sorguluyoruz öyle değil mi? Halbuki insanoğlu her şeyden evvela kendini bilse tanısa aslında kendinde ne sırlar saklı olduğunu bilse acaba o robotlara veya teknolojiye bu kadar şaşırır mı? Mesela bugün yapılan araştırmalar sonucu insan beyninde 86 ile 100 milyar arası nöron hücresi olduğu söyleniyor. Bakınız belki de daha fazla da bulunuyor olabilir insanoğlu ne kadar güzel yaratılmış.

Burada yazdıklarımdan şu anlaşılmasın lütfen ben teknolojiye karşı olan ve gelişmemesini isteyen biri değilim. Ben insanoğlunun kendini teknolojiden daha küçük görmesini ve bu teknoloji çağında bir robot gibi yaşamasına karşıyım. Hayatımız kolaylaşmış olabilir, düşünmemiz için gereken zaman kısalmış olabilir ancak bu demek değildir ki insanlar düşünmesin, üretmesin. Bizler bu çağda daha çok düşünmeliyiz ve gerçek olanı aramalıyız. Programlanmış robot gibi bir hayat süremeyiz böyle bir hayat sürdüğü müddetçe yeryüzünde mutsuzluk, hiçbir şeyi beğenmeme, başarılı olamama gibi bütün olumsuzluklar devam edecektir. Teknoloji ileriye gittiği müddetçe insanlıkta ileriye gitmeli. Etrafımızda insanların olduğunu bilmeli ve o sanal dünyadan kurtulup gerçek dünyanın içerisinde yaşamalıyız. Teknolojiyi bize faydası olacak şekilde kullanabilirsek insanlığa faydalı olabiliriz. Demem o ki biraz yolda yürürken etrafımıza bakalım dışarıda bir hayatın olduğunu ve sadece biz insanların değil bütün canlıların bir hayatı olduğunu düşünelim ve o robotlaşmış hayatlarımıza son verelim. Gerçek olanı arayıp onu isteyelim, sonuç olarak düşünmekte bir ibadettir. Umarım bu yazımda anlatmak istediğim vurgulamak istediğim nokta anlaşılmıştır kimseyi yargılama veya sorgulama yapma amacı içerisinde değilim sadece izlenimlerimi ve düşüncelerimi ifade ediyor bu yazı. Kendinize iyi bakın ve gerçek olanı arayıp düşünün…

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.